Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kurtuluş Olgun, 2 yıllık pandemi döneminde yılan türlerine ait birey sayılarının yaşadıkları bölgelerde artmış olabileceğini ifade ederek, “Besin zincirinde yılanlar önemli bir yer tutuyor. Bizim yapmamız gereken doğal dengeyi bozmadan, kendi haliyle bütün hayvanları kendi yaşam alanlarında rahat yaşama ortamı sağlamak olmalı” dedi
ADÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kurtuluş Olgun, pandemiyle geçen 2 yılda insanların evlerinden çıkamamaları nedeniyle yaban hayatına fazla müdahale edememesinden dolayı bulundukları ortamdaki yılan sayısının artmış olabileceğini söyledi.
“TÜRKİYE TÜR AÇISINDAN ZENGİN”
Yeni Kıroba’ya özel açıklamalarda bulunan Olgun, “Son günlerde gerçekten de basında sürüngen ki, bunların içinde yılanlar ön plana çıkıyor. Yılan – insan karşılaşmalarıyla ilgili çok sayıda haber çıkıyor. İnsanlarla konuştuğumuzda, bu işe meraklı olan vatandaşlarla yaptığımız görüşmelerde, yılan sayısında artış olduğunu söylüyorlar. Tabii dünyada şu anda sürüngen sayısı 11 bin 700 civarında. Bunlardan yaklaşık 3 bin 971’i yılanlara karşılık geliyor. 3 bin 971 yılan türünden 60’ı da bizim ülkemizde yaşıyor. 60 tür, yüksek bir sayıya karşılık geliyor. Bunların içinde de 10 tanesi endemik. O nedenle Türkiye, tür sayısı açısından zengin” ifadelerini kullandı.
“DAHA SERBEST HAREKET ETTİLER”
Yılan sayısında artış olup olmadığına ilişkin soruyu yanıtlayan Olgun, şöyle devam etti: “Evet, bizim de dikkatimizi çeken, özellikle haberlere yansıyan bilgilerden sonra, popülasyonlardaki birey sayılarında artış ve daha sık yılanlarla karşılaşma nedenlerinin şunlar olduğunu düşünüyorum. Birinci olarak, özellikle 2020 ve 2021 tüm dünyada ve ülkemizde pandemi nedeniyle insanların evlerine kapandığı yıllara karşılık geliyor. Bu 2 yıllık sürede, insanlar çok fazla yaban hayatına müdahale edemedi. Bu süre içerisinde insan baskısı olmadığı için yılanlar da yaşadıkları ortamlarda daha serbest hareket ettiler, daha rahat yaşamlarını sürdürdüler ve hatta özgürlüklerini ilan ettiler. Devamında 2022 yılında kış uykusundan uyandıkları ve üreme faaliyetlerinin başladığı nisan ve mayıs aylarında yine insan baskısının az olması nedeniyle daha fazla kendilerini göstermeye başladılar. Ben birinci olarak artışı buna bağlıyorum.”
“POPÜLASYONDA ARTIŞ OLABİLİR”
Yılanlarda iç döllenme görüldüğünü aktaran Olgun, “Yumurtalarını doğrudan dışarı bırakanlar da var, canlı doğuranlar da. Bir yılanın ortalama yumurta sayısını 15 olarak düşünürsek, pandeminin olmadığı dönemde bu yumurtalardan çeşitli faktörlerden dolayı – bunun içinde daha çok insan faktörü var – en fazla 4-5 tanesi yumurtadan çıkıp erginliğe ulaşıyor. Ama pandemiyle geçen 2 yılda insan baskısının olmaması, ekolojik koşulların olumlu yönde olması yine ortalama 15 olan yumurta sayısında, erginliğe ulaşan birey sayısının artmasına neden oldu. Yani geçen 2 yılda erginliğe ulaşan birey sayısı; yumurtaların bozulmaması, kırılmaması veya ortamda besin bolluğu nedeniyle başka hayvanlar tarafından yenilmemesi nedeniyle belki 9-10’a çıktı. Bu da popülasyonda artışı sağlamış olabilir” dedi.
“BAKIŞ AÇISI DEĞİŞTİ”
Olgun, “Bir diğeri de doğrudan doğruya insanların yılanlara bakışının olumlu yönde değişmesi ile ilişkili. Özellikle insanların büyük bir çoğunluğunda çok kaliteli doğrudan çekim yapabilen ve yüksek çözünürlükte fotoğraf çekebilen akıllı telefonlar var. Bu cihazlar sayesinde çektikleri görüntüleri sosyal medyadan paylaşıyorlar. Bu görüntüleri izleyenler çekim yapmakta bir tehlike olmadığını fark edince yılanlarla karşılaştıklarında kendileri de çekim yapmaya ve yılanların davranışlarını korkmadan izlemeye başlıyorlar. Bu aynı anda çok sayıda video veya fotoğrafın paylaşılmasına neden oluyor” diye konuştu.
“YILANLAR SAĞIR HAYVANLAR”
İnsanla karşılaştığında çekinmesi gereken, korkan tarafın yılan olduğunu anlatan Olgun, “Yılan biliyor ki, karşılaştığı insan kendisinden daha güçlü. O nedenle insanın herhangi bir şey yapmasına gerek yok. Ayrıca yılanlar sağır hayvanlar. Dış ve orta kulakları yok. Sadece iç kulakları var. Siz yılanın yanında davul çalın, duymuyor ama yerdeki titreşimleri çok iyi algılıyorlar. Derilerinde, yerdeki titreşimleri almak için özelleşmiş duyu reseptörleri sayesinde bunu yapıyorlar. Yaklaşmakta olan tehlikeyi önceden sezerek sesin geldiği yönün aksi yönüne kaçıyorlar. Bu nedenle doğada yılanların insanla karşılaşma olasılığı çok az. Ama bu hiç karşılaşmayacakları anlamına gelmiyor. Elbette karşılaşabilirler. Bu durumda bizim yapmamız gereken hiçbir şey olmamışçasına, yolumuza devam etmek, yılanı rahatsız etmemektir. Hatta kayıt almaya devam edebilirler. Hiçbir şekilde korkmalarına gerek yok. Hiçbir zaman bir yılan durduk yere hele hele insana saldırmaz” değerlendirmesinde bulundu.
“BESİN ZİNCİRİNDE ÖNEMLİ YER TUTUYOR”
Yılanların doğal dengedeki yeri hakkında da konuşan Olgun, “Yılanların da beslendikleri hayvanlar var. Kuşlar, küçük böcekler, fareler… Besin zincirinde yılanlar önemli bir yer tutuyor. Yılanların beslendiği gruplar içinde kemirgenler önemli bir oranı oluşturuyor. Fareler insanlar için tehlikeli ve zararlı. O nedenle yılan popülasyonunun yok edilmesi, fare sayısını artıracaktır. Bu bizim aleyhimize olan bir durumdur. Bizim yapmamız gereken doğal dengeyi bozmadan, kendi haliyle bütün hayvanları kendi yaşam alanlarında rahat bırakmak” dedi.
Türkiye’de 15 – 16 zehirli yılan türü olduğunu bildiren Olgun, “Aydın civarında da bir tane tam zehirli, iki tane yarı zehirli dediğimiz yılan türü yaşıyor. Bazı kayıtlarda boynuzlu engerek türünün yaşadığı yönünde bize gelen bilgiler var. Fakat 25 yıldır bu coğrafyada zehirli olarak düşünülen o hayvana rastlamadık. Ama Yunanistan adalarında bu türün yaşadığına yönelik bilgilerimiz var” diyerek sözlerini tamamladı. YENİ KIROBA



Rıdvan Eşin’den Ramazan öncesi sert çıkış
Başkan Gençay’dan Eğitim Destek Atölyesi’ne Ziyaret
Yenipazar’da Uyuşturucu Operasyonu
Didim’de 3 Milyonluk Taklit Zeytinyağı Ele Geçirildi
Efeler Belediyesi Yağış Sonrası Teyakkuzda
Bülbül, Taşkın Felaketini Meclis Gündemine taşıdı